
Siz
Hey
you, out there in
the cold,
getting
lonely getting old,
Can you
feel me?*
Siz; büyük çoğunluk, niteliksiz
nicelik, yani benim gibilerin dışında kalanlar…Beni hissedemezsiniz. Hiçbir
zaman da hissedemediniz. Yabancılaşmış ve körelmiş duygucuklarınıza bile
sahip çıkamadığınız için beni anlayamazsınız. Ruhunuz günden güne eskiyor ve
belki de çürümeye başlamıştır. Boşuna uğraşmayın, bir arpa boyu bile
ilerleyemezsiniz.
Siz,
özgürlüğün adını kendi pisliklerinize bulaştırarak her tutarsız isteğinizi
gerçekleştirmeye çalıştınız. Sırf can sıkıntısından ve vakit öldürmek için
uğraştınız. Sizlerin bu eylemi her zaman başka
birilerini sınırladı. Kendi içinizdekileri bile. Demek ki birbirinizi
sınırlamaya çalışarak özgürlüğü aradınız. Doğal olarak beceremediniz ve
bulamadınız.
Arzularınızı kolayca doyurabilmek için hep başkalarına uzandınız,
düşlerinizi basit arzulara tercih ettiniz. Böylece düşleriniz küçüldü,
korkaklaştı ve yok oldu.
Dönme
dolap gibi aynı yerde devindiniz. Sattınız. Sizlerin yerine benim midem
bulandı. Çünkü sizin külhanbeyliğiniz ve kibiriniz hep gözlerimin önünde
oldu. Bir oraya, bir buraya… Buna mide dayanmaz.
Bir
hiçin pilotluğunda el yordamıyla yaşıyorsunuz. Fiyatların , hesapların ve
gayri resmi, vesikasız fahişelerin komutasında basit neferler olarak
çoğalıyorsunuz. Azıcık düşünebilen bir çöl kertenkelesinden farklı
değilsiniz. Yuh be… Yenik düşmüş koca bir insanlık…Siz…
Siz beni
hissedemezsiniz.
Ş e h i r ( S i z )
Running over the same old ground,
What have
we found ?
The same
old fears…*
Bu şehir duyuları köreltir. Örneğin
sesler ve görüntüler… Buraların kulak tırmalıyıcı bir uğultusu vardır ve
hiçbir zaman bu sesten kaçamazsınız. Uyurken, çalışırken, yıkanırken,
sevişirken, ne yaparsanız yapın hep kulağınızdadır bu uğultu.
Meda-i iftiharımız olan görkemli
şehrimizin alıcılardan, satıcılardan ve mallardan oluşan, pis, nursuz bir
görüntüsü vardır.
Etrafınıza baktığınızda,
karşıdan karşıya geçen, kurallı düzenekler, makine gibi çalışan donuk
suratlarla karşılaşırsınız. Alabildiğine pisliktir burası. Her çeşit
fahişeyi bu sokaklarda, caddelerde bulabilirsiniz. Aramızda gezinirler ve
ayırt bile edemeyeceğiniz kadar içimize sinmişlerdir. Kısacası modern
şehrimiz, meda-i iftiharımız, şu ünlü “Dersaadet”imiz, çöl ve bataklığın bir mağarada sevişmesi
sonucu ortaya çıkan gayri meşru çocuktur.
Burası uyuşmanın, uyuşturucunun
ilham kaynağıdır. Ayrıca görkemli şehrimiz, makineleşmenin, boşluğun ve
şeytanın mesai yeridir. Üstelik günahkarlar hiçbir yerde daha saygın
olmamışlardır.
Sizler, bizler, onlar, hepimiz
yeşeremeyen tohumlar olarak beton tarlalardaki yerimizi almışızdır.
Makinenin tıkır tıkır işleyen dişlileriyiz. Saat gibi çalışır, pilli
oyucaklara benzeriz.
Burada ağaçlardan değil binalardan
solursunuz. Şehrimizde nefes alınmaz, verilir.
Ve unutmadan tekrarlamalıyım ki
burada yaşamaya çalışan herkes alıcı, satıcı, mal ya da kuryedir.
***
Üstat
Tolstoy aşağıdaki satırları yazmamış olsa daha fazla yaşayamazdım:
“Dar bir yerde toplanmış yüzbinlerce
kişi, üzerinde sıkışık bir halde durdukları toprağı boşuna kısırlaştırmaya
uğraşıyorlardı; hiçbir tohum yeşermesin diye taşlarla boşuna kaplıyorlardı;
bitmeye başlayan her otu sökmeleri, havayı kömür dumanına boğmaları,
ağaçları budamaları, kuşları da avlamaları boşunaydı… Bahar, kentte bile,
yine bahardı.”*
Ben de
oturmuş, bu görkemli pisliği
izlerken baharı bekliyorum.
Senelerdir bekliyorum…
Umudun
gözü kör olsun.
III
S e n ( S i z )
I can’t
live,
With or
without you.*
Eskidendi. Çok eskiden… Sen vardın ve benim varlığımın
kanıtıydın. Tüm ipek çiçeleri gibi gerçek bir kadındın.
Sen, benim tek gerçeğimdin, yaşam döngümün merkezi ve aşk
oyunumun en zengin
kumarbazıydın. Rulet masasının hem oyuncusu, hem rakamları, hem de
kırmızısı ve siyahıydın. Sonra oyun bitti, masadan kalktın.
Gittin.
Gittin onlara katıldın.
Artık sen yoktun ve bu yüzden senin arasına katıldığın pisliğe
“Siz” diye hitap etmeye başladım.
Ve ben,
Kendi yokluğumun rüzgarlı mezarında sen(siz)ken,
Yalnızlığımı sen(siz)liğime sığdıramadım
*
Sırasıyla alıntılar
Pink Floyd Topluluğunun “Hey You”
adlı şarkısından
Pink Floyd topluluğunun “Wish You Were Here” adlı
şarkısından
Tolstoy- Diriliş- Oda
Yaynları
U2 topluluğunun “with or without
you” adlı şarkısından