10.06.08

Dünyanın Dümeni

Posted in Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) at 23:30 tarafından Zafer Yalçınpınar

(…)Dünyanın dümeni avuç içine sığan bir küçük lastik tüptür; biraz sağa döndür, bütün ağaçlar tek ağaç olur yolun kıyısına serilir; şimdi de azıcık sola çevir, o yeşil dev yarılır, hepsi de geri geri giden yüzlerce çam ağacına dönüşür, yüksek gerilim tellerini taşıyan kuleler aheste aheste yaklaşırlar, teker teker, neşeli bir müzik tümcesidir bu geçit, sözler bile girebilir araya, imge parçaları, yolda görülenlerle ilişkisiz; lastik boru sağa dönüyor, ses yükseldikçe yükseliyor, bir ses teli dayanılmaz bir gerilimle uzuyor, uzuyor ama düşünmek diye bir şey yok artık, şimdi makinadır her şey, gövde makinaya oturtulmuş ve yüze rüzgâr vuruyor, unutuş gibi.(…)

 

Julio Cortazar   (“Gizli Silahlar” adlı öyküsünden…)

Büyüdükçe, Çev: Nihal Yeğinobalı, Alan Yayıncılık, 1985, s. 88

 

Geriye Gitmek… (1949)

Posted in Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) at 22:58 tarafından Zafer Yalçınpınar

 

Yukarıdaki kupür Orhan Veli’nin çıkardığı YAPRAK dergisinin

15 Haziran 1949 tarihli 12. sayısından alınmıştır.

 

P.A.T! 10 (Puşt Ahali Tarifesi’nin 10. sayısı) yayımlanmıştır.

Posted in Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) at 22:56 tarafından Zafer Yalçınpınar

Puşt Ahali Tarifesi’nin 10. sayısının PDF biçemini

http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/pat10.pdf  adresinden  indirebilirsiniz.

Derginin eski sayılarına ise http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/pat2.html adresinden ulaşabilirsiniz.

 

Yeteneksiz Dâhi

Posted in Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) at 21:46 tarafından Zafer Yalçınpınar

Karşılaşma(encounter) kavramı, yetenek ve yaratıcılık arasındaki önemli ayrımı da daha net kılmamıza yarayacak. Yetenek nörolojik karşılıklara sahip olabilir ve bireye verilen bir şey gibi ele alınabilir. Bireyin, kullansa da kullanmasa da yeteneği olabilir; yetenek bireyde şu ya da bu olarak ölçülebilir. (…) Bazen, Picasso örneğinde olduğu gibi, büyük yetenekle birlikte büyük karşılaşmaya, bunun sonucunda da büyük yaratıcılığa sahip olabiliriz. Bazen sahip olduğumuz, -birçoklarının Scott Fitzgerald örneğinde hissettiği gibi- büyük bir yetenek ve güdük yaratıcılıktır. Bazense pek fazla yeteneği olmayan yüksek yaratıcılık olabilir. Örneğin romancı Thomas Wolfe’un “yeteneksiz dâhi” olduğu söylenmiştir. Onu böylesine yaratıcı kılan, kendini malzemesinin içine tümüyle fırlatması ve bunu söylemek için gösterdiği mücadeleydi —büyüklüğü karşılaşmasının yoğunluğundan geliyordu.

 

Rollo May

Yaratma Cesareti, Metis Yayınları,2003, s.66

 

10.05.08

Görsel İş: “Böl-Yönet”

Posted in Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) at 01:08 tarafından Zafer Yalçınpınar

“Böl-Yönet”

Zafer Yalçınpınar (2008)

 

09.27.08

Sıkı Sahaf: Tayfun Kurt

Posted in Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj), Duyduk duymadık... (Duyurular, Tartışmalar) at 01:40 tarafından Zafer Yalçınpınar

 

 

3 Eylül 2008 tarihinde vefat eden sıkı sahaf Tayfun Kurt için yazdığım yazıya

http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/a16.html adresinden ulaşabilirsiniz.

(Tayfun Kurt Kadıköy’de yer alan Çınardibi Sahaf’ın sahibiydi.)

 

09.26.08

Öfkeleriyle hoşnutsuzlukları bu dünyaya ilişkin…

Posted in Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) at 22:35 tarafından Zafer Yalçınpınar

Öfkeleriyle hoşnutsuzlukları bu dünyaya ilişkin, politikaya, sanata, yoksa kendilerine, aralarındaki derin bağlantıya değil, hiçbir zaman. Ne var ki alışkanlıklar, otomatikleşmiş davranışlar durumu kurtarıyor. Her şey yollu yolunca, pürüzsüz, numaralanmış, dosyalanıp kalkmış. Küçük mutlu kuzucuklar, zavallıcıklar, iyi dostlar. Pierre, Roland’ın uzattığı eli nerdeyse sıkmayacak, yutkunuyor, Roland’ın gözlerinin içine bakıyor sonra sıkıyor elini, kırmak istercesine (…) Roland’ın kafası dinç. Hiçbir sorunu yok, manda yürekli kuzucuk. Pierre tiksiniyor onların dinginliğinden, Michele’in orada oturmuş, bir turuncu bluzu söz edinebilmesinden, ondan gene her zamanki gibi uzak. (…)

Pierre yüzünü kuruluyor, pencereyi ardına dek açıyor şafağın taze serinliğine karşı. Sokakta bir sarhoş dost bir monolog sürdürmekte, macun kıvamı koyu bir suyun içinde yüzercesine. Kendi kendine bir şarkı mırıldanarak ileri geri gidip geliyor, soluk kesici, törensel bir dans yapıyor sanki, kaldırım taşlarını, kilitli kapıları ucun ucun dişleyen kül rengi aydınlıkta. (…) yırtık pırtık uçuşan o reveranslarıyla, o sendelemeleri, ağzının içinde gevelediği belirsiz mırıltılarıyla.

 

Julio Cortazar   (“Gizli Silahlar” adlı öyküsünden…)

Büyüdükçe, Çev: Nihal Yeğinobalı, Alan Yayıncılık, 1985, s. 69, 74

 

09.23.08

ZEYTİNYAĞLI GÖKYÜZÜ

Posted in Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) at 12:56 tarafından Zafer Yalçınpınar

 

zeytin ağaçlarıyla dikilmiş bir perde

denize iliklenen küçük iskelesiyle

bu eski mermer adasının üstü

zeytinyağlı bir gökyüzü

 

“şimdi”

tüm anlamların zamanı geldi

ve “hemen” gitti:

 

yaşayıp ölmekten dönüyoruz

Marmara Adası’nın gökyüzünden

                    ağıryüzlü Turgut Uyar

                    ve aşk ve avarelik üstüne

                          Oktay Rifat’la

perçemli sokaktaki

İstanbul’a

 

Zafer Yalçınpınar - 23 Eylül 2008

 

09.09.08

“Gün boşluğunu sundu geceye.”

Posted in Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) at 15:47 tarafından Zafer Yalçınpınar

(…) Tüm korkularım çamların ardındaki aydınlıktan geliyordu. Aydınlık olmasa gene korkacaktım. Ürkek kollarımı büzdüm. Bacaklarımı tuttum. Duydum. Kırmızı. Şiş gözlerim. Camın ardına bir bakabilseydim. Duvarlar yeterdi bana. Pis duvarları severdim. Gözlerimi onlara dikip, bomboş içlerine salıverirdim kendimi duvarların. Başımı çıkardım yavaşça. Bir sırıttım kendi kendime. Duvarlara baktım ardından. Gülüyorlar mı bana diye. Sessizlik bile durmuştu. İçime çekecek hava da yoktu. Öylesine bir durgunluk. (…) Yeni bir kent. İndim. Ayaklarıma dek baktım. Yerden bir ufak taş aldım. Attım cebime. Kaçtım trenlerinin yanından istasyonun. Dağınık bir kalabalık var demirlerin gerisinde.(…) Cebimdeki taşa baktım. Yerindeydi. Taşı tuttum. Gene duydum. Taşın taş oluşunu duydum. Attım taşı. Dayanamadım. Döndüm. Eğildim. Gene aldım. Severim istasyonları. Akşama değin istasyonun yanındaki merdivenleri indim. Çıktım. Gene indim. Gene çıktım. Gün boşluğunu sundu geceye. (…)

 

Tezer Özlü

“Fortuna” adlı öyküsünden… (Yeni İnsan Dergisi, Mart 1963)

 

09.04.08

İLHANBERKİĞNE

Posted in Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) at 15:17 tarafından Zafer Yalçınpınar

İlhan Berk’in ölümünün ardından yazdığım “İLHANBERKİĞNE” başlıklı yazıya http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/ilhanberkigne.pdf adresinden PDF dosyası biçeminde ulaşabilirsiniz. 

 

08.30.08

28 Ağustos: İLHAN BERK’in Vefatı

Posted in Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj), Duyduk duymadık... (Duyurular, Tartışmalar) at 12:06 tarafından Zafer Yalçınpınar

“ÇIT!”

der

ölüm

 

İlhan Berk

 

08.27.08

27 Ağustos: Özge Dir.

Posted in Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj), Duyduk duymadık... (Duyurular, Tartışmalar) at 09:13 tarafından Zafer Yalçınpınar

Bugün Özge Dirik’in ölüm yıldönümüdür. Özge öldüğünden beri Dünya, Güneş’in etrafındaki 4. dönüşünü tamamlamıştır. 

“Özge Dirik Kimdir?” diyenler için: http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/ozge.html

Özge Dirik Şiirleri için: http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/ozge1.html

Kuzey Yıldızı Edebiyat Dergisi’nin hazırladığı “Özge Dirik’in tüm şiirlerine başlangıç denemesi” adlı dosyanın yeraldığı 11. sayı için: http://kuzeyyildizi.com/dergi/11/ozge.dirikin.butun.siirlerine.baslangic.denemesi

Özge Dirik’in Kuzey Yıldızı Edebiyat Dergisi’nde yayımlanan tüm şiirleri ve yazıları için: http://kuzeyyildizi.com/kisiler/ozge.dirik

 

08.25.08

Haber: Frankfurt Fuarı’na Katılmamak

Posted in Duyduk duymadık... (Duyurular, Tartışmalar) at 14:02 tarafından Zafer Yalçınpınar

(…)Ahmet Oktay, Leyla Erbil, Füsun Akatlı, Nezihe Meriç, Demir Özlü, Enver Aysever, Pınar Kür ve Tahsin Yücel; “AKP iktidarına ve onun Kültür Turizm Bakanı’na güvenmedikleri ve yazar örgütlerinin bu fuar katılım sürecinde şeffaf olmadığı, çok ciddi kaygılar üretecek ölçüt sorunuyla karşı karşıya oldukları” gerekçesiyle Türkiye’nin konuk ülke seçildiği Frankfurt Kitap Fuarı’na katılmayı reddettiklerini duyurdular.(…)

Haberin devamı için BKZ: http://sanat.milliyet.com.tr/Sanat/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&Kategori=&ArticleID=975260&Date=25.08.2008&b=‘Frankfurt’%20tartışması%20bitmiyor!&ver=93

 

08.20.08

P.A.T! 9 (Puşt Ahali Tarifesi’nin 9. Sayısı) Yayımlanmıştır.

Posted in Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj), Duyduk duymadık... (Duyurular, Tartışmalar) at 16:26 tarafından Zafer Yalçınpınar

 

Dergiyi http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/pat9.pdf  adresinden indirebilirsiniz.

Ayrıca P.A.T!’ın tüm eski sayılarına http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/pat2.html adresinden ulaşabilirsiniz.

 

 

Marmara Adası ve Kuzgun Acar

Posted in Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) at 16:25 tarafından Zafer Yalçınpınar

(…)
Bayrampaşa Belediye Başkanı, Kuzgun’u Antalya’da Haşim İşcan anıtını yaparken tanımış ve bir sohbet sırasında kendi projelerinden söz ederek Atatürk anıtı düşüncesini açmıştı. Kuzgun, “bir iş bulduk!” diye atlamamış işin üzerine, incecik sormuştu Bayrampaşa Belediye Başkanı’na, “Ben kendi kafamın içindeki Atatürk’ü mü yapacağım, sizin kafanızın içindeki Atatürk’ü mü?” Sonra oturmuş anıtın maketini çıkarmış, başta Belediye Başkanı olmak üzere ortaya çıkan anıt maketine kimse, hiçbir Bayrampaşalı “Hayır” dememişti.
Marmara Adası Belediye Başkanı Ahmet Enön de Antalya Festival gazetesinden Kuzgun’u tanımış ve Kuzgun, bir hafta sonu soluk almak için Marmara Adasına gittiğinde  Kuzgun’a bir heykel için asılmış. Sonunda orada da Bayrampaşa Belediye Başkanı’na sorulan soru sorulmuş, cevap alınmış ve “Balıkçılarla balık ağları çeken” Atatürk anıtı maketi ortaya çıkmıştı.
Kuzgun coşkuyla sıvanmıştı bu anıtlara… Hatta Marmara Adası işini öylesine sevmişti ki “Bu anıt istediğim gibi çıkarsa, en çok bu anıtı özlerim” diyerek yaşamı Marmara Adası’nda kıyıya çekmeyi bile kurmuştu.
(…)

Tanju Cılızoğlu
Tiyatro Dergisi, sayı:32, 1976, s.21-22

 

“LİVAR” adlı tekne…

Posted in Duyduk duymadık... (Duyurular, Tartışmalar), Takıl (Atış serbest) at 16:25 tarafından Zafer Yalçınpınar

Zafer Yalçınpınar -Marmara Adası - 2008

 

1966: Şair, şiir yazmak zorunda değil.

Posted in Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) at 16:17 tarafından Zafer Yalçınpınar

(…)

Ece (Ayhan Çağlar): Şair, şiir yazmak zorunda değil.

Önay Sözer: Nasıl olur? Sen şiir yazmaktan vazgeçebilir misin? Şiirini besleyen özyaşantıyı canlı tutmaya, yitirmemeğe çalışmıyor musun?

Ece (Ayhan Çağlar): Bak söyliyeyim. Şiir yazmaktan tümüyle vazgeçebilirim. O zaman onun yerine başka birşey yapardım:balıkçılığa başlayabilir, ya da kuzey kutbunu araştırmağa gidebilirdim. Şiir yazıyorsam, şimdilik vazgeçemediğim için yapıyorum bunu: ama şiir yoluyla varolmak şart değil. (…) Birgün istersem şiirden vazgeçebileceğimi düşünmeseydim, belki de şiir yazmayı sürdüremezdim.

(…)

Yeni Ufuklar, 1966

 

08.01.08

HAY HAK!: “Kadıköy Undergroud Poetix”

Posted in Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj), Duyduk duymadık... (Duyurular, Tartışmalar) at 23:04 tarafından Zafer Yalçınpınar

Çıkmıştır ve Sıkıdır!

Bkz: http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=DT5JX3OM7U4UEWIPZ3QW

 

07.30.08

Görsel İş: Ginsberg’in Çınlama Odası

Posted in Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) at 12:53 tarafından Zafer Yalçınpınar

“Allen Ginsberg’in Çınlama Odası”-2008

 

07.26.08

Şiir: “Yakup’un Mediveni”

Posted in Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) at 02:46 tarafından Zafer Yalçınpınar

 

 Bkz: http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/s64.html

 

« Previous entries · Project-Id-Version: Wordpress 2.01 POT-Creation-Date: PO-Revision-Date: 2006-05-27 13:28+0200 Last-Translator: Language-Team: Karaboga MIME-Version: 1.0 Content-Type: text/plain; charset=utf-8 Content-Transfer-Encoding: 8bit X-Poedit-Language: Turkish X-Poedit-Country: TURKEY X-Poedit-SourceCharset: utf-8 Project-Id-Version: Wordpress 2.01 POT-Creation-Date: PO-Revision-Date: 2006-05-27 13:28+0200 Last-Translator: Language-Team: Karaboga MIME-Version: 1.0 Content-Type: text/plain; charset=utf-8 Content-Transfer-Encoding: 8bit X-Poedit-Language: Turkish X-Poedit-Country: TURKEY X-Poedit-SourceCharset: utf-8