
k a r ş ı l
a ş m a
Yolumu kesti,
“Ben öyle bir şeyim ki
senin aklın almaz. Beni anlamayı
beceremezsin”
dedi.
Güldüm, beni umursamadı.
Sözlerine devam etti:
“Ben, ateşin sahibiyim.
Ateşle oynarım ve ateşe ellerimle şekil verebilirim. İstediğim zaman
alevleri büyültüp, sonsuz hıncımla
yakabilirim her yeri. Eğer istersem, koca bir yangını yüzük kadar ufaltıp cebime
sığdırabilirim. Su diye içebilirim ateşi. Çünkü ben onun sahibiyim, çünkü
ben ateştenim.”
“Ben, hem ışığım hem de
karanlık. Karanlığımla görünmez yapabilirim her şeyi; bir üfleyişte söndürebilirim güneşi. Canım isterse
ışık olur, her yeri aydınlatır
ve parlaklığımla evreni kör edebilirim. Çünkü ben güneşin sahibiyim. Ben hem
gördüklerin hem de görmediklerinim.”
“Ben güçlüyüm. Kurşun işlemez bana.
Bombalar birer misket gibidir benim için. İstersem savaşlar yaratırım, istersem savaşlar sonlandırırım. Ben gücün sahibiyim,
ben silahım, ben kurşundanım...”
“Tüm bunlara rağmen
karşıma çıkmaya nasıl cesaret ediyorsun? Nasıl oluyor da tüm zavallılığınla
ve yetersizliğine rağmen benimle dans etmeye kalkışıyorsun?”
diye sordu.
Güldüm ve sorusunu
cevapladım:
“Çünkü ben
aşktanım.”
Zafer Yalçınpınar
14 Nisan 2002