1.
Tanrı ile en çok annem
öldüğünde tanışmak istedim, ama o yine keşmekeş kuralları ile oynaşıyordu.
İki asansörün de çağır tuşuna
birlikte bastım hep, bu anlamda aldattım kadınları. Ama ben en son gelen
asansöre biniyor, yolumu ezberimle değil hayallerimle buluyordum.
Aldatılacağını düşünen kadınları aldattım en çok, onlarla kalarak.
Şansımı hiç görmedim. Truva
atının kıymıkları vücuduma battı da tetanostan öldüm sanki. Ya da koskoca
Truva zaferinden sonra vezir olmuş bir piyon olarak dönerken sarayına,
karısının sersem sevgilisi tarafından sapan ile öldürülen bir fetihçi
talihsizliği yaşadı hayatım.
Okuduğum kitapların hepsi son
sayfalarına kadar kutsal kitaplardı. Son sayfaları sevmedim hiç, okumadım
da. Bitse de yatsam diye yazdım çok.
Ekonomik beynim çözümünü
bulmadan problem üretmedi hiç. Koskoca bir ruh sağlığı hastanesine
pazarlanacak beynim var. Bir gün birine sıfır ama pozitif beyin gerekirse
adresimi sizden alabilirler.
İlk edebi metnim bir dua idi.
Bir kıza sormuşlar duam duvak demiş. Duvağım duvardı çoğu zaman. İnsan çok
görünce görümce kılıklı birine dönüşüyor. Çok fazla öngörüm yok o yüzden.
Evde tuvalet kapısının
arkasına yapıştıracak kadar önemli bir haberim olmadı bugüne kadar. Kabızlık
çektiğimi ne kadar haykırsam da olur olmaz yerlerde ishal aşısıydı ellerim
yüreğime.
Seçeneklerden, seçimlerden
çok korktum. Tek seçenekli sorular istedim hep, ama onların soru değil de
zorunluluk olduğunu söylemişti bir öğrencim kulağımı çekerek. Seçim
sandığına bir defa gittim, tüm ideolojimi bir zarfa sığdırmam tam bir saat
aldı, diğer insanların ideolojilerini sandığa boşaltmalarını engellediğim
için karakolda bitti sonu.
2.
Hayatıma sevimli bir parantez edasında girip,
bordrolarıma tüneyen kadınları da sevdim. İşte aşk bu; havada attığınız
parendeler kadar suya nasıl girdiğiniz de önemli.
Aldatmak ve ihanet etmek
fiillerinin ayrımında yaşadım, sonunda anladım; aldatmak birinci tekil hali
bu boşaltan muslukların kazandığı havuzda. Siz sırtınızı dönünce aldatmanın
üçüncü tekil haliyle anılıyorsunuz, ihanetle.
Müzikle aramda hiç bir
samimiyet olmadı, ki üzerlerine en güzel şiir kreasyonlarını geçirip podyuma
çıkan notalarla farkı yoktu mankenlerin.
Hayvanlarla iyi anlaştığımı,
onların en ince felsefelerinin farkında olduğumu iddia ediyorum. Kadınlarla
yaptığım tüm kavgalarda karşıma geçip kuyruğunu yakalamaya çalışan,
erkeklerle olan tartışmalarımda ise patisiyle gözlerini kapatan bir kediye
sahibim aynı zamanda. Hem beni sadece zenginliğim dolayısıyla tercih eden
kaloriferböceği ve karınca gibi hayvanlardan da koruyor. Buna rağmen ölünce,
onu kuyruğundan tuttuğum gibi, şu kancalarını geçirdikten sonra kırk beş
derecelik açıyla çöpleri yukarıya çekip, içeride öğüten ve çıkan pislikleri
de kıyılarındaki delikten çaktırmadan akıtıp, çöp öğütümüne kesin çözüm olan
kamyonların birine atacağımı biliyor. Biliyor ama cehennemi bilip inançlı
görünen her mümin gibi ibadet etmeye devam ediyor
bana.
Yoksullukla
çok erken tanıştım. Üç kardeş bir yorganı boylamasına paylaşırdık eskiden.
Kendileri için yorganın yakılmadığını gören pirelerimiz oldu çokça. İkna
edemiyorduk, hepsi yastıktan aşağıya atlayarak intihara teşebbüs ediyordu.
Rutubeti de bilirim, asılmanıza üç gün kala âşık olmak gibi bir şeydir,
uyumanıza hep üç dakika vardır ve vücudunuzdaki tüylerin hepsi asi birer
termometre olmuş ve cıvanız dibe vurmuştur. O zamanlar bilseniz, alkolik
Fahrenheit'ın krizleri sonucu termometrenin içindeki alkolü içip, karısının
korkusundan o aleti cıva ile çalıştırabildiğini, ne anası kalırdı, ne de
bacısı onun. Ama çok yoksullar şunu da bilirler, rutubetli evde bayat ekmek
sorunu olmaz hiç, kabarık sıvalar doğal bir duvar kâğıdı görüntüsü verirler.
Yoksulluk da böyle bir şeydir işte; kahvede hesap ödememek için kafanız
çatlar kâğıtları, taşları saymaktan. Kaleminiz bitmesin, kalemtıraşta
striptize yeltenmesin diye tırnaklarınızı uzatır, onlarla yazarsınız. Hem
sizi herkes gitar çalıyor diye bilir. Yoksulluk eğlencelidir, 'bungee
jumping' gibi, tek farkı vardır, sizi hayata bağlayan ip salı pazarındandır
genelde, güvenemezsiniz. Ya da babanızın kazağı sökülmüş, aynı iple üç
kardeşe birer kazak örülmüştür. Bu da fark etmez bu sefer de içten
donarsınız babanızın arkasından bakıp. Derken, gözlerinizin kızardığını fark
eden anneniz hep soğandan ağlar, böylece siz de mahsusçuktan yaşamayı
öğreniverirsiniz.
6.
bazen
dur.
jüriye
mastürbasyon yaparcasına savunduğun şeyleri savur.
beynini
şehvet kemirirken, bacak aranı örümcek ağlarının istila etmesi neyi
doyurur?
öfkeyle
yaşamayı öğren.
er
ya da geç akrep yavrularının meskeni olacak göz çukurların;
“gözüm
gözüm, güzel gözüm” diye mırıldanarak şakalaşacaklar içinde, o saydam
yargıçlar eriyince.
bazen
dur.
acının
huyunu bezen.
bir
düş ezberle kendine.
her
değerlendirdiğin fırsat bir içimlik satışıdır içinin.
hem
düşün;
gördüğü
ilk vapura aşkını yamayan yunus, ne yaman bir yunus olur ki, zaten herkesçe
bilinir; sözlükte anadan sonra yar gelir, çokça sayfa geçilmiştir ki, geriye
dönüş ne mümkündür...
söylemeli
miyim bilmem, ama
bazen
durma.
tren
hangi hızla yaklaşırsa yaklaşsın, raylarda
güle oynaya ağlayan çocuğu –ki o çocuk hayalin bile olsa– kurtarmaya çalış.
Bunu göze alamamıştı annem benim.
O
an birden büyüdüm, kilometrelerce ıradım.
Ardımdan
dünyanın tüm raylarına adım boyu gözyaşı döktü.
Hayali
olan çocuğu değil, tren idi çünkü.
12.
Evlilik
iki kişi arasında yaşanabilecek en çoğulcu kavram. Cehennet gibi bir yer
yaratıyorsunuz. Tüm duygular iki ile çarpılıyor. Yanılıyorsunuz.
Yanlışlarınıza katlanabilecek kadar kendinizle barışıksanız -ne demekse-
tonton nineler ve dedeler oluveriyorsunuz. Ayaklı analiz tavırları takınmak
istemem ama artık tüm yaşanılanların parasal bir boyutu var tabii. Yani
kabotaj hakkına sahipseniz ve o sularda yalnızca yüzüyorsanız doyum denilen
illetten nasibinizi alamıyorsunuz.
Bir cisim yerini değiştirdiği
sıvı hacminin ağırlığı kadar ağırlığından kaybeder. O yüzden yeni boşanmış
arkadaşlarımla içmek çok hoşuma gidiyor. Arşimet bir gün tuvalete girip,
tartılır ve işer ve tekrar tartılır ve arşimet oluverir birden belinden ve
dizinden lastikli o iğrenç donuyla dışarıya fırlayınca. Evliliğin sonu da
böyle. Yıllar boyu içinize akıtılan zehiri bir işeseniz çok tatlı bir adam
oluveriyorsunuz.
Her evde bond çantasında
duran ve altın kaplama olduğu ısrarla iddia edilen çatal-bıçak takımları da
ilk çeyiz parçası olmakla birlikte evliliklerin özeti olarak nitelenebilir.
Kriz anında çanta açılır ve çatal-bıçak ile her şey parçalanır, paylaşılır,
yalanır ve yutulur. Ayrılık bu; en az kim alacaksa en çok o
gidecektir.
Bir şiirle
bitirelim bugün;
BOR'UN PAZARI
aynı kadınla ikinci
defa evlenmek,
ikinci defa yakılan sigaranın ağır tadı,
ha bitti, ha
bitecek...
aynı kadınla üçüncü
defa evlenmek,
denizin demlediği vapur çayı,
ama pahallı.
aynı kadınla
dördüncü defa evlenmek,
bohçacılar topluyorlar kalanları,
ısrarkar
geçimsizlikten hoşnut şehrin baro'su.
aynı kadınla beşinci
defa evlenme.
31.
bu şiir biraz ayıp bayım
şimdiden uyarayım
henüz ilkokuldayken
bakir şehvetlerdi en
sevdiğim dersin adı
ders türkçe, bildiğiniz dilbilgisi
benim
öğrendiğim ise
hiç evlenmemiş bir vücudun dili.
bu şiir biraz küstah
bayım
cuma namazında bir tezgahtar
bar tezgahtarı
gözünüzden
beyninize giden kelimeler
bağboğan tohumları.
bu şiir belayı satın
almak bayım
küfrediyor "stay with me" dediğiniz her mahluğa
sonuna
dokuz sıfırla
bilek çıkaran pazarlıklara girişiyor
cenini sakat
hamleler yiyor.
bu şiir yad ellerin yad ettiği şairlerin öfkesiyle
tasfiye nedeniyle yazıldı bayım.
karısını bir cinle basalı
yakası açılmadık laflar ediyor
her sevda gibi
ilk buluşmada ölçü
son buluşmada öc alıyor.
bu şiir balayı baltalayan kaynana dili
bayım
modern asyanın devrimleri yani;
zincirleme dil sürçmesi.
sürçmüşken
kaldırmalı tanrının idamından önceki tüm idamları
farkında mısınız bayım, korsan baskı korkusu bu;
kitap falan
yazamıyor tanrı artık.
bu şiir ölüme susayıp, çok içmek bayım
laf
aramızda
pisuarın duvarlarını bu denli iyi kullandığınıza göre
sorunlarınızı bana anlatabilirsiniz bayım.
bu şiir işleyen demirin
yaşlanması
yaşlanan demirin ise paslanmasıdır bayım.
annem yanlış
adamı seçtiği için
onbir taneydi bizde, ayların sultanları
atlı
karıncamdayken jeton tazeleyecek bir baba arıyorum şimdi
annem beni
sizden doğaçlamış olabilir mi bayım?
bayım...!?